METE (Mesleki Eğilim Tercih Envanteri) Basında
METE (Mesleki Eğilim Tercih Envanteri) Basında
21.04.2017
73

ÜNİVERSİTE KAPISINDA EBEVEYNLİK TESTİ

ÜNİVERSİTE KAPISINDA EBEVEYNLİK TESTİ

 ‘’Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil / Onlar kendi yolunu izleyen Hayat'ın oğulları ve kızları/ Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler / Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.’’  

Halil Cibran’ın yukarıdaki şiirinde de belirttiği gibi çocuklarını kendi benliklerinden ayrı tutamayan, onları kendilerinin bir devamı olarak gören ebeveynler için çocuklarının kendi başlarına karar vermelerine izin vermelerini istemek kolay kabul edilebilir bir durum değil.

Bağımsız karar verme yetisi tek boyutlu bir kavram değildir. Burada bağımsız karar verme yetisi kavramını Ericson’un ‘’Özerkliğe karşı utanma ve şüphe (2-3 yaş)’’ döneminde tanımlanan özerk bir şekilde karar verme yetisi ile karıştırabiliriz. Türk toplumunun toplulukçu yapısı da göz önüne aldığımızda tam anlamıyla bağımsız karar verme yetisinden bahsetmek güçtür. Çocuklar dolaylı da olsa bir şekilde sosyal ekoloji ile ilişkili olarak kararlarında ailelerinden tam bağımsız bir şekilde hareket edemezler. Fakat yine de temelde kendi başlarına aldıkları kararlar ile yollarına devam edebilirler. 

Çiğdem Kağıtçıbaşı’nın (1990) özerk-ilişkisel benlik kavramı aile ile duygusal yönden ilişkisini sürdürürken bir yandan da özerk olması istenen ve bu yönde yetiştirilmeye çalışılan çocuklardan bahseder. Genelde bireyci topluluklara atfedilen özerklik kavramı ile toplulukçu kültürlerdeki ilişkili ve bağlı olma kavramlarının aslında tam anlamıyla zıt kavramlar olmayıp bir arada var olabileceklerini vurgular.

Çocukların bireysel karar verme yetilerinin desteklenmesi psikolojik ve sosyal gelişimleri açısından oldukça önemlidir. Tek başına karar verebilen ve bunun arkasında duran çocukların öz güven ve sorumluluk duyguları gelişir. Aileler çocuklarının tecrübesiz olduklarını, yeterli ve doğru kararlar veremeyeceklerini belirterek tek başlarına karar vermelerini uygun görmeyebilir ve verdikleri kararları sık sık sorgulayabilirler. Bu noktada önemli olan çocukları verdikleri kararların sorumluluğunu almaya teşvik ederek kendi başlarına verdikleri kararlar kötü olsa bile bunların ebeveynler tarafından verilen en iyi karardan daha iyi olduğunun farkına varabilmelerini sağlamaktır.

Her gelişim döneminde gelişim gereklerine uygun olarak çocukların birtakım kararlar alması gerekir. Psikolojik ve fizyolojik olarak birçok değişimin yaşandığı ve çocukluktan yetişkinliğe geçiş olarak adlandırabileceğimiz ergenlik dönemi, alınan kararların önemi bakımından da önceki gelişim dönemlerinden farklıdır. Bu dönemdeki en önemli kararlardan biri hiç şüphesiz üniversite ve bölüm tercihi yapmak yani ileride yapılacak işe karar vermektir. Birçok önemli kuramcının da vurguladığı gibi (ör. Adler, Freud, vs) iş seçimi hayati kararlardan biridir. Şehir değiştirmek ve meslek kararı vermek üniversite tercihi aşamasında olan gençler için önemli yaşam stresörlerindendir. Bu seçimler hakkında özerk bir birey olarak karar vermeye çalışmak gençler için hayatlarında önemli bir dönüm noktasını oluşturur. Seçilen şehir ve bölüm tercihleri çoğu zaman ailelerin istekleri ile örtüşmez ve bu durum aile için bir kriz durumu yaratabilir. Bu açıdan bakıldığında üniversite kapısı bağımsızlığa açılan en gerçekçi ve somut kapı diyebiliriz.

Ebeveynlerin bu noktada kendi isteklerini kenarı bırakmalarını istemek kolay bir seçim değildir. Doğumlarından itibaren sorumlulukları altında olan çocuklarının bağımsızlıklarını kazanma yolundaki bu önemli yaşam görevlerinde kendi başlarına karar vermelerini izlemek ve tam anlamıyla müdahale edememek aileler için belki de en zorlu sınavlardan biridir. Bu noktada gençlerin ailelerden beklentisi kendi isteklerini bir kenara bırakıp çocuklarının kendi gemilerinin kaptanları olmalarına izin vermeleridir.

Kaynakça

Kağıtçıbaşı, Ç. (1990) Özerk-ilişkisel benlik: Yeni bir sentez